29 Eylül 2018 Cumartesi

Hile


Hikâye   olunur   ki:   "İblis   aleyhillâne   eski   zamanlarda görülebiliyordu. Adamın birisi ona dedi ki:
-Yâ Ebû Mürre! Nasıl yapayım da senin gibi biri olayım?!

Dedi ki:
-"Yazıklar olsun sana! Kimse benden böyle bir şey istemedi. Sen benden bunu nasıl istersin?"

Adam dedi ki:
-"Senin gibi olmayı çok istiyorum.

İblis:
-"Benim gibi olmak istiyorsan namazlarını hafife al. Yalan konuş doğru konuş, hiçbir yemine sadakat gösterme."

Bunun üzerine adam dedi ki:
-"Allah'a yemin olsun ki namazı katiyyen terketmeyeceğim ve hiçbir yemini de katiyen bozmayacağım."

İblis dedi ki:
-"Bu zamana kadar kimse hile yaparak benden bir şey öğrenmemişti. Ben de bundan sonra hiçbir insanoğluna bir şey öğretmeyeceğim."



Mecâlisü'l Envâri'l Ahmediyye Ve Mecâmiil-esrâril Muhammediyye

Abdüllatif Harpûtî


27 Eylül 2018 Perşembe

İki Yüz


Karanfil

"İnsanların kötüleri iki yüzlü olanlardır. Şunlara bir yüzle gider, şunlara da bir başka yüzle gider. Dünyada iki dili olanların, kıyamet günü ateşten iki dili olacaktır."

Resûlullah (s.a.v.)


26 Eylül 2018 Çarşamba

Kazan Kaldırmak



Yeniçeriler, disiplinin gevşediği dönemlerde isyanlar çıkarmış, devlete çok büyük zararlar vermişlerdir. İşte böyle isyan zamanlarında Yeniçeriler yanlarında yemek kazanlarını götürmeyi adet edinmişti. Bu adet zamanla isyanların simgesi ve ismi oldu. Bu deyim ayaklanmak ve topluca baş kaldırmak anlamında kullanılmaya başlandı.



Şubat 2010

(Dergiyi okumak için ismine tıklayın.)

25 Eylül 2018 Salı

Erkeğin Kadın Üzerindeki Hakları


Secde


Resûlüllah (s.a.v. )'a bir taşralı geldi, şöyle dedi: Ben Müslüman oldum, yakînimi artıracak bir şeyi bana göster.
Resûlüllah (s.a.v.) sordu: Ne yapmamı istiyorsun? Taşralı şöyle dedi: Şu ağacı çağır sana gelsin. Resûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Ona git, benim çağırdığımı söyle. Taşralı gitti:
— Resûlüllah'ın davetine icabet et, deyince, ağaç bir o yana, bir bu yana eğildi. Bir öne, bir geriye eğildi. Köklerini kopardı, köklerini dallarını sürüyerek Resûlüllah'a geldi. Resulüllah'ın huzurunda durup selâm verdi. Bu durumu gören taşralı;
— Bu bana yetti, yetti, dedi.

Bundan sonra, Resûlüllah (s.a.v,), ağaca emretti, o da gidip yerine girdi, önceki gibi dikilip durdu. Bunun üzerine, taşralı şöyle dedi:
— Ya Resûlallah! İzin ver, başını ve ayaklarını öpeyim.

Resûllüllah (s.a.v.) izin verdi. Başını ve ayaklarını öptü. Taşralı tekrar — Ya Resûlallah! izin ver, sana secde edeyim, deyince, Resûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
— Bana secde etme. Halktan hiç kimse, diğerine sevde etmesin. Eğer, böyle bir secde için, birine secde emri verseydim, hakkına saygı için, kadına kocası için secde etmesini emrederdim.


Tenbihül Gâfilin Bostanül Ârifin

Ebu'l-Leys Semerkandî


23 Eylül 2018 Pazar

Mahşer Meydanı


Nâfi, ibn Ömer'den: o da Resûlüllah'tan naklen şöyle anlatıyor:

"İnsanlar, kıyamet günü analarından doğdukları gibi çırılçıplak mahşere gelecekler."
         
Bunu duyan Hz. Âişe (r.a.) şöyle sordu:
Erkeklerle kadınlar bir arada mı?

Resûlüllah;
— Evet, buyurdu.

Hz. Aişe (r.a.) şöyle demeye başladı:
— Vah başıma gelenler. Ne kötü! Onlar birbirlerine bakarlar!

Bunun üzerine Resûlüllah (s.a.v.), onun omuzuna dokundu ve şöyle buyurdu:
— "Ey Ebû Kuhâfe'nin kızı! İnsanlar, o gün büyük bir meşgale içindedirler. Bakmak nerede?

Gözleri semâya dikiktir. Kırk yıl, bir şey yemeden içmeden dururlar. Şiddetle terlerler. Bir kısmının teri, ayaklarına çıkar, bir kısmının teri, bacaklarını tutar. Bir kısmının teri, karnına kadar yükselir. Bir kısmının teri, boğazına kadar yükselir. Bütün bunlar, orada fazla duruştan ileri gelir. Bundan sonra melekler Arş'ın çevresini sararak kalkarlar. Allahü Teâlâ, bir münâdîye çağırtır:
— Falan oğlu falan nerede?
İnsanlar, başlarını o sesin geldiği yöne uzatırlar. Çağrılan kimse, durağından çıkar; âlemlerin rabbi huzurunda divan durur.
— Nerede zulme uğrayanlar? diyerek yine biri davet edilir. O da gelir. Zâlimin iyiliklerinden alınır, kendisine verilir.
O gün ne altın, ne gümüş, ne de karşılığında para vardır.
Zâlimin iyilikleri alınır. İyiliği tükenen zâlime, mazlumun kötülükleri yükletilir.
Haksızlığa uğrayana zâlimin iyilikleri bitinceye kadar verilir. Zâlimin iyilikleri, mazlumun hakkını karşılamadığı takdirde mazlumun kötülükleri alınır; zâlime yüklenir. Bu hal içinde iyiliği tükenen kimseye şöyle denir:
Yürü cehenneme! Bugün zulüm yoktur. Allah hesapları çabuk görür.
O gün hiçbir nebi, resul, şehit yoktur ki, adalet karşısında, ancak Allah'ın lütfü ile kurtulacağını ummasın."


Tenbihül Gâfilin Bostanül Ârifin

Ebu'l-Leys Semerkandî


22 Eylül 2018 Cumartesi

Hazn İsmi





Said  Bin Müseyyeb  babası vasıtasıyla dedesinden naklediyor:

Dedem, Rasulullah (s.a.v.)'a vardı. Rasulullah (s.a.v.): "Adın ne?" diye sordu. Dedem: "Hazn" (sert yer) diye cevap verdi. Rasulullah (s.a.v.): "Hayır, senin adın Sehl'dir" buyurdu.

Hazn: "Olamaz, babamın verdiği bir ismi değiştiremem" dedi.

İbn-i Müseyyeb devam ediyor: "O günden sonra aramızda kabalık devam etti gitti."



Edebü'l Müfred

İmam Buharî


20 Eylül 2018 Perşembe

Fakat...


Zambak


"Hatalar gizli kaldıkça zararı yalnız sahibinedir, fakat açığa çıkıp düzeltilmediği vakit, belâsı umumadır."

Tabiinden Bilâl bin Sa'd (r.h.)



19 Eylül 2018 Çarşamba

Aşure Nasıl Ortaya Çıktı?


Aşûre Günü


Hazreti Allah kavmini küfür ve isyandan doğru yola davet etmesi için Hazreti Nuh'u (a.s.) elli yaşında iken kavmine peygamber olarak göndermiş. Hazreti Nuh, kavmiyle birlikte 950 sene yaşamış.
Hazreti Nuh, kavmini doğru yola davet ettikçe kavmi onu dinlemediği gibi Hazreti Nuh'a eziyet bile etmiş. Nuh aleyhisselâm ise her seferinde "Yâ Rabbi! Beni ve kavmimi affet, zira onlar bilmiyorlar." diye duâ edermiş. Onlar isyanlarına ve kötülüklerine devam etmişler. Gittikçe de hataları çoğalmış. Bu durum uzun süre böyle devam etmiş. Hazreti Nuh sonraki nesillerin iyiliği ve doğruluğu bulması için uğraşıyormuş, fakat her gelen öncekinden daha da kötüleşiyormuş.

Hazreti Allah, Nuh peygambere bir gemi yapmasını emretmiş. Bunun üzerine Nuh (a.s.) gemi inşaasına başlamış. Nihayet Allah'ın emri gelmiş, yeryüzünü sular kaplamış, inanmayanlar kötülükleriyle beraber suya gömülmüş. Müminlerden başka kimse kalmamış. Hazreti Nuh'un gemisi tufandan sonra sular durulunca Cûdi dağına oturmuş. Nuh (a.s.) ile gemide bulunan Müslümanlar kurtulmuş ve insanlar onlardan yeniden çoğalmışlar. Onun için Hazreti Nuh'a ikinci Adem denilir. Nuh Aleyhisselâm gemiye bindiği zaman her cins hayvandan ikişer çift aldığı için hayvanlar da onlardan çoğalmışlar.
Hazreti Nuh, karaya çıktığı gün olan Aşure gününde Allah'a şükretmek için oruç tutmuş.

Gemideki halka da oruç tutmalarını emretmiş. Sonra yanında kalan yiyeceklerden yedi çeşit toplamış.
Onları birbirine karıştırarak pişirmiş ve yemişler. İşte, bugün de yapılagelen yiyeceklerden pişirmek, aşure yapmak, bunu komşulara ve eş, dosta ikram etmek o günden kalmış.



Aşure günü neler yapılabilir?

•  0 gün, evimiz için alışveriş yaparsak, bir sene boyunca evimizde bereket olur.
•  Aşure pişirip komşu ve arkadaşlara ikram edilebilir.
•  En az on kişiye birer selâm veya bir kişiye on defa selâm verilir.
•  Durumu müsait olanlar Muharrem ayının onuncu (Aşure) günü oruç tutabilir.
•  Sadece Aşure günü oruç tutmak uygun değildir. Peygamber Efendimiz, "Aşure orucunu önceki bir gün yahut sonraki bir gün ile birlikte oruç tutunuz." buyurmuşlardır.

Peygamber Efendimiz bir Hadisi Şeriflerinde Aşure günü için şöyle buyurmuştur:
"Her kim Aşure günü çoluk-çocuğuna cömert davranırsa, Allâhü Teâlâ senenin tamamında ona rızık genişliği verir."


Rüzgargülü Çocuk Dergisi
(Dergiye bakmak için ismine tıklayın)




17 Eylül 2018 Pazartesi

Ölümün Habercileri




Rivayet olundu ki, ölüm meleği (yani Azrail aleyhisselam) Hazret-i Davud'un yanına girince Davud ona:
— Sen kimsin, diye sordu.

O da Davud'a:
—  Hükümdarlardan korkmayan, kal'alar önünde engel olamayan ve rüşvet kabul etmeyen kimsedir, diye cevap verdi.

Hazret-i Davud:
—  Öyle ise sen ölüm meleği (Azrail)sindir.   Ben ise seninle karşılaşmak için hazırlanmış değilim. Sen  (şimdi) git, uzaklaş, dedi.

Azrail:
—  Ey Davud! Falanca komşun nerede? Filanca yakının nerede? Filanca arkadaşın nerededir? diye sordu.

Davud (a.s.):
— Öldüler, dedi. Bunun üzerine Azrail:
— Onların hali (ölüme)  hazırlanmak hususunda bir kimse için (kâfi) ibret olmadı mı? dedi.



Ölüm, Kıyâmet, Âhiret Ve Âhir Zaman Alâmetleri

İmam Şa'rani




16 Eylül 2018 Pazar

Aşurâ Yemeği




Nuh Aleyhisselâm, kendisine iman edenlerle beraber, Âşurâ günü gemiden indiler.
Ve (o gün) oruç tuttu. Ve kendisiyle beraber olanlara, Allâhü Teâlâ hazretlerine şükür için oruç tutmayı emretti. O gün azıkları bitmişti.
Biri bir avuç buğday getirdi. Biri bir avuç mercimek getirdi. Biri bir avuç nohut getirdi. Ta yedi çeşit hububat bir araya toplandı. Nuh Aleyhisselâm onları iç içe katıp pişirdi. Ve onun üzerine iftar ettiler. Ve hepsi o azıcık azık ile Nuh Aleyhisselâmın bereket dualarıyla doydular.

Tufandan sonra yeryüzünde ilk pişen yemek işte bu yemek idi. Bunun üzerine insanlar, bunu (bu tür yemeği) Âşurâ günü pişirmeyi sünnet edindiler. Âşurâ yemeğinde (ve orucunda) büyük bir ecir ve sevap vardır. Bu âşura yemeğini pişiren ve fakirlere yediren kişiye büyük sevaplar vardır.


Rûhu'l Beyan

İsmail Hakkı Bursevî


15 Eylül 2018 Cumartesi

Müslüman Olmayan, Ve Kötü Kadınların Yanında Tesettür



Hamam



Vazife gördüğüm yerlerden birinde cereyan etmiş acı bir vak'ayı, intibaha [uyanıklığa] vesile olur düşüncesiyle nakletmekte fayda umuyorum. (Mehmet Emre)



Hamama giden fahişe bir kadın, orada gördüğü namuslu ve evli bir kadının güzelliğini, kendisiyle gayr-i meşru ilişkisi bulunan erkeğe anlatmış. O erkek, bu namuslu kadını kocasından boşatıp kendi emellerine âlet etmek hevesine kapılmış. Bu sefil düşünce ile kadının kocasına giden ahlâksız adam, "Senin ailen kötü yoldadır" demiş; kocası bu iddiayı reddedince o bedbaht:
-Ya sana ailenin vücudundan şahit gösterirsem ne dersin? demiş ve devamla: Ailenin bacağının falan yerindeki siyah beni söylersem sözümün doğruluğunu gene kabul etmez misin? deyince adamın kan beynine hücum etmiş ve neticede namuslu bir kadın lekelenmiş ve bir yuva yıkılmıştır.



İslam'da Kadın Ve Aile

Mehmet Emre

13 Eylül 2018 Perşembe

Aşure Günü Ve Hadiseler


Şile


Dediler ki:
— Yâ Resûlallah! Allahü Teâlâ aşure gününü diğer günlere nazaran gerçekten üstün kılmış.

Bunun üzerine Resûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
— Evet, öyledir. Allahü Teâlâ yerleri ve gökleri o gün yarattı. Dağları aşure günü yarattı. Denizleri aşure günü yarattı. Levhi ve Kalemi aşure günü yarattı. Adem'i aşure günü yarattı. Havva'yı aşure günü yarattı. Cenneti aşure günü yarattı ve Âdem'i cennete aşure günü koydu. İbrahim aşure günü doğdu. Allah, onu aşure günü ateşten kurtardı. Ona oğlunu kurban etme emrini aşure günü verdi. Oğluna karşılık kurbanı aşure günü indirdi. Firavun, aşure günü boğuldu. Hz. Eyyub'un belâsı aşure günü kalktı. Allahü Teâlâ, Adem'in tevbesini aşure günü kabul etti. Davud'un hatâsını aşure günü bağışladı. Süleyman'ın mülkünü aşure günü verdi. İsa, aşure günü doğdu, İsâ ve İdris aşure günü semâya yükseldiler. Kıyamet, aşure günü kopacaktır."



Tenbihül Gâfilin Bostanül Ârifin

Ebu'l-Leys Semerkandî

Telkin


Gülhâne

Hoca Merhum Sivrihisar'da hatip iken kaymakamla aralarında kavga çıkar. Bir müddet sonra da kaymakam ölür. Hoca'ya:
- Hoca Efendi kaymakam öldü, telkinini siz verseniz, derler. Hoca şöyle cevap verir:
- Siz ona telkin verecek bir başkasını bulun, zira benimle kavgalıdır, söylediğimi dinlemez.

İnsan Ve Hayat


12 Eylül 2018 Çarşamba

İsm-i A'zam




Adamın biri Zünnun-ı Mısri Hazretleri'ne gelip, yalvarır:
- Ne olur bana İsmi A'zam'ı öğret.
O da, gelen adamın eline üstü kapalı bir tabak verir ve:
- Bunu açmadan falan şahsa götür, der. Adam tabağı alır, yola çıkar ama giderken merak etmeye başlar:
- Acaba tabağın içinde ne var?
Dayanamaz ve tabağın kapağını açar. İçinden bir fare fırlayıverir. Adam Zünnun Hazretleri'ne öfkelenir ve o kızgınlıkla geri döner.
- Benimle dalga mı geçtin? der.

Zünnun-ı Mısri ona şöyle cevap verir:
- Ben sana kapalı bir şey verdim. Ağzını açmaman için de tenbih ettim. Sen dayanamadın, ağzını açtın. Bir fareye sahip olamadın. Sana İsmi A'zam'ı öğretmiş olsam, ona nasıl sahip olacaksın?

...


İsmi A'zam, en büyük isim demektir. İsmi A'zam'la yapılan dualar kabul olunur. Onun için, halk arasında İsmi A'zam'ı öğrenmek isteyen çok kimse vardır. Zamanımız da olduğu gibi eskiden de böyleydi.


Dini Hikayeler

Ali Eren

10 Eylül 2018 Pazartesi

Zilhicce Ayı




Bir genç vardı. Çalgıcılık ederdi. Zilhicce ayının hilâlini gördüğü akşamın sabahında oruç tutardı. Onun bu hali Resûlüllah (s.a.v.)'a anlatılınca onu çağırdı ve sordu:
Sana bu günlerde böyle bir orucu tutturan nedir?
O şöyle anlattı:
— Anam babam sana feda olsun yâ Resûlallah! Bu günler, hac âdetlerinin başladığı günlerdir. Bu günler hac günleridir. Umarım ki, Allahü Teâlâ onların duasına beni de katar.

Bunu dinledikten sonra Resûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
"Bu günlerde tuttuğun orucun her günü, yüz köle azat etmeye, yüz deve kurbanına, Allah yolunda cihat için binilen yüz ata bedeldir. Terviye günü orucu ise, senin için bin köle azat etmeye, bin deve kurban kesmeye, üzerine binip cihat edilen bin ata bedeldir. Arefe gününün orucu ise, iki bin köle azat etmeye, iki bin deve kurban kesmeye ve üzerine binip Allah yolunda cihada gidilen iki bin ata bedeldir. Bu oruç, iki sene evvelinin ve iki sene sonrasının orucuna bedeldir."

Bir başka rivayette Resûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
"Arefe gününün orucu, iki senelik oruca bedeldir. Aşura gününün orucu ise bir senelik oruca bedeldir."



Tenbihül Gâfilin Bostanül Ârifin

Ebu'l-Leys Semerkandî


9 Eylül 2018 Pazar

Damla


Tahtalı Göleti / Kocaeli

"Az olan çoğa delalet eder. Damla göletten haber verir."



6 Eylül 2018 Perşembe

Kristal Bardak




Geçmiş zamanda bir hükümdarın birçok cariyeleri vardı. Bunların içinde pek güzelleri olduğu gibi, içlerinde bir de siyah cariye vardı. Diğerlerine nisbetle hükümdar bu siyah cariyeye daha fazla ilgi ve sevgi gösterirdi. Diğerlerinin bunu çekemediklerini fark eden hükümdar, bu cariyelere, üzerleri mücevheratla süslü birer kristal bardak vermiş. Değerleri pek yüksek ve kıymetli olan bu bardakları ellerinde tutan cariyeler; hayranlıkla bakarlarken hükümdar:                          
—  Herkes elindeki bardağı yere vurup kırsın, der. Güzel olan cariyelerin hepsi ellerindeki bardakları göğüslerine koyarak:
— Efendimizin bu kadar kıymetli ve değerli hediyesini nasıl kırarız derler. Siyah cariye ise hükümdarın emrini hiç vakit kaybetmeden ve tereddüt etmeden yerine getirir ve bardağı yere vurup kırar.

Bunun üzerine hükümdar siyah cariyeye şöyle der.
— Diğerleri bu kadar kıymetli bardakları kırmadıkları halde sen niçin kırdın?

Cariye hiç düşünmeden hükümdara şu cevabı verir:
— Bana efendimin kalbi lâzım, kadehin ne kıymeti vardır. Yeter ki efendimin kalbi kırılmasın.


Kadın, Tesettür, İzdivaç

Hüseyin Suudi Erdoğan


5 Eylül 2018 Çarşamba

Alâmet


Gözyaşı

" İbadet ve taatlarda bulunmasına rağmen ağlaması mü'minin alâmeti; amel etmediği halde gülmesi ise münafığın belirtisidir."

Hâtem el-Âsam (r.h.)


3 Eylül 2018 Pazartesi

Ne İçin Bu Kavga?




Hikâye olundu ki, iki kimse bir yer hususunda niza edip onun üzerinde hasımlaşmışlar. Bunun üzerine Allah Taâlâ o arazinin duvarındaki bir kerpici dile getirmiş de o kerpiç:

— Ey adamlar, muhakkak ki ben hükümdarlardan bir hükümdar idim. Ben bin sene dünyaya sahip ol(up hükümdarlık yap)dım. Bin şehir kurdum, bin bakire kızla evlendim. Sonra ölerek toprak oldum. Nihayet şöyle ve şöyle bin sene (toprak halinde) kaldım. Sonra bir çömlekçi benden hâsıl olan toprağı alıp bir kap imâl etti ve beni insanlar kullandılar. Nihayet ben kırıldım, sonra bin sene toprak kaldım. Sonra beni bir kimse alıp benden kerpiç dökerek bu duvarın içine yerleştirdi. Binaenaleyh sizin münakaşa etmeniz hangi şey hususundadır ve ne şey hakkında hasımlaşıyorsunuz, demiştir.

Bu hususta hikâyeler çoktur, öyle ise kardeşler (im) bunu iyi bilmelisiniz.



Ölüm, Kıyâmet, Âhiret Ve Âhir Zaman Alâmetleri

İmam Şa'rani

1 Eylül 2018 Cumartesi

Siyah Yılan


Acarlar Longozu


Abdülhamid b. Mahmud Moğolî anlatıyor:
— İbn Abbâs (r.a.)'ın yanında oturuyordum. Ona bir topluluk geldi ve şöyle dediler:

- Biz hac niyeti ile yola çıktık. Bir arkadaşımız vardı Zatı Sifâh nahiyesine gelince öldü. Hazırlığını yaptık. Sonra onun için kabir yeri aramaya başladık. Kabrini açınca, koca bir kara yılan gördük. Kabrin dibine çöreklenmiş yatıyordu.
Orayı bıraktık, başka bir kabir açtık. Onda da aynı şeyi gördük. (Yani, kabrin dibine çöreklenen bir yılan) Onu da bıraktık.
Üçüncü bir kabir açtık; tekrar aynı yılanla karşılaştık. Onu da bırakıp sana geldik.

Bunun üzerine İbn Abbâs (r.a.) şöyle dedi:
— O kara yılan o kulun işlediği kötü fiildir. Gidin onu kabirlerden birine gömün. Allah'a yemin olsun ki, bütün yeryüzünü kazacak olsanız, aynı yılanı bulacaksınız. Bu durumu onun kavmine bildirin.

İbn Abbâs'ın dediğini diğer arkadaşlarına da anlattılar; çıkıp gittiler.
Sonra, onlardan biri şunu anlattı:
— Onu bir mezara gömdük. Hac dönüşü o kişinin evine varıp durumu kendilerine bildirdik. Bir miktar da kadife elbiselik hediye götürdük. Hanımına durumu sorduk.

- Onun halini dinledin. Acaba onun hayâtta ne gibi yaramaz bir işi vardı?

Kadın anlattı:
— O buğday satardı. Günlük yiyeceğini sattığı buğday içinden alırdı. Ne kadar buğday alırsa, buğdayın içine o kadar saman ve ekin çöpü doldururdu. Bu şekilde de satardı.



Fakih der ki:
— Bu haber hıyaneti anlatıyor. Ve hıyanetin kabir azabına sebep olacağı anlatılıyor. O topluluğun gördüğü, hayâtta kalanlara bir ibret dersidir. Bunu dinleyenlerin, itimadı kötüye kullanmaktan sakınmaları gerekir...



Tenbihül Gâfilin Bostanül Ârifin

Ebu'l-Leys Semerkandî