2 Ekim 2022 Pazar

İstişarenin Önemi

 

 
Sultanlar arasında Gazi Hudavendigâr demekle meşhur Sultan Birinci Murad, Kosova savaşında kâfirleri bozguna uğrattıktan sonra kâfir ölülerini görmek üzere savaş meydanına geldi. Her tarafı dolaşıp gam kuşunu elem tuzağından kurtardı. Bıyığı yeni terlemiş nice güçlü delikanlının öldüğünü gördü. Kıymetli veziri Halil Paşa'ya:

- Paşa! Öldürülenlerin hepsi genç, hiç yaşlı görmedim. Bunun hikmeti nedir? diye sordu.
Akıllı vezir Halil Paşa dedi ki:

- Padişahım! İçlerinde tecrübeli ve güngörmüş ihtiyarlar olsaydı, başlarına bu iş gelip de leş olmazlardı. Zira senin gibi dünya fatihi bir padişaha karşı savaşa girişmek akıl işi değildir. Bu hususta istişare ve barış yoluna gitselerdi, aklı başında ihtiyarlar onları bu yoldan döndürürdü.

Danışmadan yapılan işlerin kabahatle bitmesi kesindir. Tek bir görüş eksiktir, birden fazla görüş varsa doğruyu bulmak daha kolay olur. Topluluğun tekten daha güçlü olduğu bilinen bir gerçektir. Yeri gelir, bir ordunun yapamadığı işi istişare yapar.                    

 
AHLÂK AYNASI
Bostânzâde Yahya Efendi

23 Eylül 2022 Cuma

Durumunu Delillendir

 

 
Anlatıldığına göre zenginlerden biri ölür ve geride dul bir kadından doğma birkaç kız çocuğu kalır. Bir müddet sonra iyice fakir düşerler, bu yüzden çevrenin hakaretlerine maruz kalmamak için yurtlarından göçerler. Yolda bakımsız bir mescide sığınırlar.

Dul kadın, çocuklarını burada bırakıp yiyecek bir şey bulmaya çıkar. Şehrin Müslüman ileri gelenine başvurur. Durumunu anlatır, fakat adam "Durumunu mutlaka delillendirmen gerekir" diyerek kadını eli boş çevirir. Kadın arkasından bir Mecusî'ye vararak durumunu anlatır, adam kadına inanır ve bir kadın göndererek yetim yavruları ile o kadını evine getirtir, onlara gayet iyi bakar.

Gece yarısı olunca şehrin Müslüman ileri geleni rüyasında kıyamet koptuğunu görür. Peygamberimiz başı üzerinde "Hamd sancağı" taşıyan Ulu bir köşkün karşısında duruyor.

Adam, Peygamberimize "Bu köşk kimin içindir, ya Resulullah?" diye sorar. Peygamberimiz (s.a.v.): Bir Müslüman'ındır" diye cevap verir.

Adam; "Ya Resulullah ben tevhid akidesinden hiç ayrılmamış bir Müslümanım" der. Peygamberimiz (s.a.v) ona; "Buna dair bana delil getir"  der, adam şaşakalır.

Peygamberimiz (s.a.v) ona yetimlerin anası dul kadının durumunu hatırlatır; adam bu sırada üzüntü ve pişmanlık içinde uyanı. Derhal kadının peşine düşer, sıkı bir araştırmadan sonra bilen birinin kılavuzluğu ile kadını Mecusinin evinde bulur, onu alıp evine götürmek ister, fakat "Onlar sayesinde evime bereket geldi" diyerek Mecusî reddeder. Adam Mecusi'ye "Yüz dinar vereyim de onları bana teslim et der, Mecusi yine reddeder. Bu sefer misafirleri Mecusiden zorla almaya kalkışınca Mecusi ona der ki, "Senin peşinden koştuğun şeye ben senden daha lâyığım, rüyanda gördüğün köşk benim için yaratılmıştır. Sen bana karşı Müslümanım diye mi üstünlük taslıyorsun? Allah adına yemin ederim ki, ben ve ev halkım, bir dul kadın vasıtası ile Müslüman olduk da ondan sonra yattık. Senin gördüğün rüyanın aynısını ben de gördüm. Peygamberimiz bana "Dul kadın ile yetim kızlar yanında mı?" diye sordu. "Evet" dedim. Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.v): "O hâlde bu köşk senin ve ev halkınındır" dedi.
 
Aldığı bu son cevap üzerine, şehrin ileri gelen Müslüman'ı, ancak Allah'ın bildiği büyük bir üzüntü ve pişmanlık içinde eski Mecusî'nin yanından ayrıldı.


KALPLERİN KEŞFİ
İmam Gazâli (rh.)
 
 

18 Eylül 2022 Pazar

Cömertlik

 

 
Son derece cömerd ve kendi el emeği ile kazandığından yiyen Zekeriyya aleyhisselâm'ın bir adamın inşaatında çalıştığı hikâye edilmektedir. Çalışırken kendisine yiyecek ekmeği, getirdiler. Yerken yanına başkaları geldi, onları buyur etmedi. Onun sahavetini bildikleri için bu tutumuna şaştılar.
 
Zekeriyye aleyhisselâm ekmeğini bitirdikten sonra «Ben burada gündelikle çalışıyorum. Bana verilen işi gereği gibi yapabilmem için bana yemek de verdiler. Verdikleri bu ekmeği hep beraber yesek size de bana da yetmiyecek ve ben de gereği gibi çalışamıyacağımdan, iş sahiplerinin hakkı bana geçecek. Bunun için sizi yemeğe davet etmedim» dedi.

 
 
İşte basiret sahibi, Allah'ın bahşettiği nur ile böyle gizli kalan taraftarı düşünür. O yemeğe davet bir fazilet ise adamların işinde de gereği gibi çalışmak farzdır. İşçiliğinde zayıflık, farzda noksanlık, daveti terk ise fazilette noksanlıktır. Farzın yanında faziletin hükmü kalmaz.


İHYA-U ULÛMİDDÎN
İmam Gazâli (rh.)