23 Ekim 2020 Cuma

Allah'ı (c.c.) Bilir Misin?




Veysel Karânî Hazretleri'nden nasihat istemişler. Demiş ki: "Allah'ı bilir misin?"

"Elbette bilirim" demiş soran kimse. "Öyleyse başkasını bilmesen de olur." demiş.

Bir nasihat daha etseniz demişler. "Allah seni bilir mi?" demiş Hazret. "Elbette bilir; O, gizli açık her şeyi bilendir. Öyleyse başkası seni bilmese de olur." deyip tamamlamış sözünü.


CAN VEREN PERVANELER 1
Hayati İnanç



20 Ekim 2020 Salı

Âfiyet İstemek




Hamal Ömer adında biri, daima "Allahım senden afiyet isterim." diye dua edermiş. Ona, "Bu duanın hikmeti nedir'" diye sorulduğunda şöyle cevap vermiş:

"Yaptığım ilk iş, hamallıktı. Günün birinde çok ağır bir un yükü taşıyordum. İstirahat etmek için onu yere koydum ve kendi kendime: 'Ya Rabbi! Her gün bana hiç yorulmadan iki somun ekmek ver, bununla yetineceğim.' dedim. Bu sırada bir de baktım ki iki adam, kavga ediyor. Aralarını bulmak için yanlarına gittim. Onlardan biri, hasmına vurmak istediği bir şey ile başıma vurdu ve başım kanamaya başladı. Bu sırada sultanın askerleri geldi ve onları aldılar. Beni kan içinde görünce kavga edenlerden zannederek onlarla beraber hapse attılar.
Bir müddet hapiste kaldım. Her gün iki somun ekmek veriyorlardı. Bir gece rüyamda bana şöyle denildiğini işittim: 'Sen hiç yorulmaksızın iki somun ekmek istemiştin de âfiyet istememiştin. Sana istediğinden başkası verilmedi.'

Hemen uyandım ve Cenab-ı Hak'tan âfiyet istedim. Bir müddet sonra zindanın kapılarını açtıklarını gördüm. Muhafızlardan birisi 'Hamal Ömer nerede?' diye sordu. Daha sonra beni serbest bıraktılar. O günden beri âfiyet için dua ederim."


YEDİKITA (Nisan 2020)
Çamlıca Basım


18 Ekim 2020 Pazar

Kişiyi Sınamadan Dost Edinme




Allah'ın rahmeti üzerine olsun, İmam Gazâlî Hazretleri, «Bir kimseyi sınamadan onu dost bilip, ona güvenmemelidir», der. 

Zira, bir kimse seninle iyi olduğu sürece senden gördüğü suç ve ayıpları saklar, aranız açıldığı gün seni gördükleriyle vurmaya çalışır, işte, zamanımızda Allah'tan gayrisini dost edinenlerde bu haller görülmektedir. Nitekim, tanıdığım ulu kişilerden biri olan Şeyh Yusuf el-Acemî'nin başından böyle bir olay geçmiştir: 

Bu zatın yolunda üç sene oturup çalışan adamın biri, şeyhinin iltifatını kazanamadığından, bunun sebeblerini öğrenmek için şeyhine baskı yapar. Şeyh ona, «Sen benim kusur ve ayıplarımı örtüp gizleyecek çok sevdiğim evladım yerindesin. Bu sebeble sana bir sırrımı açıklayacağım. Ben bu gece aile efradım arasına gizlice girmiş yabancı bir kimseyi öldürdüm. Şimdi, bu öldürdüğüm kimse evimde bulunmaktadır. Gece olunca onu oradan al, şu karşıki sırta götür göm. Bu hizmetine karşılık sana bir altın vereceğim» der.

O da şeyhinin dediğini yapar, adamı alır, gömer. Ertesi gün şeyh müridine karşı sert ve kötü davranır, tekkesinden ayrılması için onu eşyalarıyla birlikte sokağa atar. Aradan az bir zaman geçince vali vekili adamlarıyla birlikte gelerek şeyhi cinayet suçundan tutuklamak ister ve şöyle der: «Elimizde bu cinayeti isbat edecek kuvvetli izler olduğu gibi, öldürülen kimsenin nerede gömüldüğünü de biliyoruz». 

Şeyh de tekkede bulunanlardan birkaç fakiri yanlarına katarak onlarla birlikte ölünün gömüldüğü tepeye giderler. Mezar kazılır, cinayet kurbanı çıkarılır; bunun insan olmayıp battaniyeye sarılı ölü bir koyun olduğu görülür. Şeyhini şikâyet edip de tekkeden kovulan mürid, iftira suçundan bir hafta sonra asılır.


BÜYÜK AHİDLER
İmam Şa'rani