11 Mayıs 2021 Salı

Fitre



Daha önce yazmış olduğum hikayeleri paylaşacağım bir kaç gün.
 Tarih tekerrürden ibaret. Yaşadığımız duygular farklı da olsa.

Fıtır Sadakası



10 Mayıs 2021 Pazartesi

Eshab-ı Rass


25 Furkan Suresi 35-38


Ali bin Hüseyin bin Ali Zeynelâbidîn babasından şöyle rivayet ediyor: Diyor ki; Benî Temim kavminden bir adam müminlerin Emiri Hz. Ali (R.A) nin huzuruna gelip:

-Ey Müminlerin Emiri! Bize Eshab-i Rass konusunda bilgi ver, hangi kabileden idi? Hangi asırda ve nerede yaşamışlardı? Onların kralı kimdi? Allahü Teâlâ onlara peygamber gönderdi mi göndermedi mi? Ve onları ne şekilde yok etti? Biz Kur'an-ı Kerim'de Eshab-i Rass diye okuyoruz fakat onlardan herhangi bir hikaye ve durum beyan edilmemiştir.

Hz. Ali diyor ki;
-Ey kardeşim Temimli! Sen öyle bir soru sordun ki şimdiye kadar hiç kimse bana bu soruyu sormamıştı ve benden sonra da onların hikayesini kimseden duymayacaksın. Onlar Süleyman bin Davut'tan önce İsrail oğulları zamanında yaşayan ve çam ağacına tapan bir kabile idi. Bu ağaç ki, Nuh'un oğlu onun dibinde ölmüştü ve pınarın başındaydı ki o pınarın suyundan oluşan büyük bir nehir akmaktaydı ve onların bu nehrin etrafında 12 yerleşim yeri vardı. Bu nehrin ismi "Ras" idi. 0 zamanlar Doğu'da onun kadar büyük ve heybetli bir nehir daha yoktu. Ve bütün şehirlerin içinde hiç bir şehir onların şehri kadar güzel değildi. Şehrin ismi "İsfand abad" idi ve kralı da Nemrut bin ken'an ırkından idi ki o şehirde ikamet ediyordu. Sonra onlar o çam ağacının tohumlarını alıp 12 şehrinde ektiler ve böylece her şehirde bir çam ağacı yetişti ve onlar bununla gurur duyuyorlardı ve onu kendilerine tanrı seçtiler ve o asıl çam ağacının altındaki pınardan kimsenin su içmeye veya almaya izni yoktu. Çünkü diyorlardı, bu bizim ilâhlarımızın hayatıdır, hiç kimse onların hayatından bir şey noksanlaştıramaz...

Su içmek isteyenler sadece Ras nehrinden su içebiliyorladı ve onlarda şöyle bir gelenek oluşmuştu ki her ay o şehirlerin sakinleri o çam ağacının etrafına toplanıp onu rengarenk elbiseler ve süs eşyalarıyla süsleyip kurbanlar keserlerdi ve büyük bir ateş yakıp kestikleri kurbanları ateşe atarlardı. Alevler ve dumanlar öyle yükselirdi ki onların gözleri gökyüzünü bile göremez olurdu. O sırada onlar ağaca secde etmeye ve dua etmeye başlıyorlardı ta ki o ağacın içinden şeytan şöyle sesleniyordu: Şüphesiz ben sizden razı oldum, kendiniz hoş ve gözünüz aydın olsun.

Şeytanın sesini duydukları anda kutlamalara başlıyorlardı ve bir gece-gündüz içkiler içerek ve eğlenerek geçiriyorlardı ve sanıyorlardı ki tanrıları onlardan razıdır. Bu şekilde hayatlarını sürdürüyorlardı. Böylece onların şirki ve küfrü hadd safhaya ulaştı ve "Hak'tan itaatsizlik ve isyankarlıkları iyice arttı.

Allahü Teâlâ onlara israil oğullarından Yehud bin Yakup ırkından bir peygamber gönderdi. Peygamber uzun bir süre onları hidayet etmeye çalıştı ama nafile... Onların Allah'a karşı küfrü ve şirki daha da yükseldi. Sonra peygamber bu halk hakkında Allah'a şikayet ve beddua etti. Şöyle dedi:

-Ey Rabbim! Senin kulların kaçındılar ve ancak beni yalanladılar ve sana küfrettiler ve kendilerine ne bir zararı ne de bir faydası olan ağaçlara taptılar. Hal böyle olunca onlara kudretini ve saltanatını göster.

Peygamber bu bedduayı ettikten sonra onların ağaçları kurudular. Bu sefer söylediler ki; Bütün bunlar peygemberlik iddiası eden ve bizim Tanrılarımızı kötüleyen bu uğursuz adam yüzündendir...

Peygamberi alıp büyük bir kuyunun içine attılar. Hikayelerde şöyle gelmiştir ki, onlar tulumdan büyük kovalar ile kuyunun dibine salıp kuyudan su çıkarıyorlardı. Ta ki kuyuları kurudu. Sonra onu daha uzaktaki bir kuyuya attılar ve kuyunun ağzına büyük bir kaya parçası koydular ve dediler ki:
     
-Tanrılarımız onu kötüleyeni yok ettiğimiz için bizden memnun kalmıştır. Peygamber o korkunç yerde Allah'a şikayet etti ve şöyle buyurdu.
          
-Efendim, Mevlâm! Şüphesiz sen görüyorsun ki; yerimi daralttılar ve bana şiddetli sıkıntı verdiler. Gücümün yok ve çâremin azlığına bakarak merhamet et, ruhumu almakta acele et ve duama icabeti geciktirme." 

Bu peygamber (a.s.) vefat edince Allahü Teâlâ Cebrail'e (a.s.) buyurdu ki:
-"Şüphesiz o kullarımı, benim hilmim (yumuşak hareket etmem) aldanışa sevk etti ve benim mekrimden emin oldular ve benden başkasına ibâdet ettiler ve benim peygamberimi katlettiler ve ben bana isyân edenden intikam alıcıyım ve ben kasem ederim ki; onları elbette âlemlere bir ibret kılacağım ve onları cezalandıracağım.

Alemlerin rabbi onlara çok sıcak bir rüzgar gönderdi. Onlar birbirine koşup birbirine yapıştılar, sonra yeryüzü ayakları altında yanmış kömür gibi kıpkırmızı ve sımsıcak oldu. Tam o sırada gökyüzünde simsiyah bulutlar görünüp ateş yağmaya başladı ve böylece onlar hem aşağıdan hem yukarıdan ateşler içinde kalıp yandılar.


RÛHU'L BEYAN 19.CİLD