20 Haziran 2021 Pazar

Köye Kaç Saatte Gidebilirim?




Nasrettin Hoca bir gün tarlada çalışırken yolun kenarından geçen bir yabancı ona seslenmiş ve o civardaki bir köye kaç saatte gidebileceğini sormuş. Hoca duymamazlıktan gelmiş. Adamcağız aynı soruyu bir kere daha tekrarlamış; yine cevap alamayınca boynunu bükmüş ve yoluna devam etmiş. Epey bir yol gittikten sonra Hoca arkasından seslenmiş ve adamı çağırmış. "Oğul," demiş, "Tam 3 saatte oraya varırsın!" Adam, "Yahu," demiş, "Mademki bunu biliyordun, ne diye beni yordun da önden söylemedin?"

Hoca:
"Ben senin nasıl yürüdüğünü görmeden oraya kaç saatte varacağını nereden bilebilirim ki!"

 
İNSAN VE HAYAT (Eylül 2016)


16 Haziran 2021 Çarşamba

İstedim Ki Bana Şahit Olsunlar


Çoban Mustafa Paşa




Hakem (r.a.) şöyle anlattı:

Ben, Ebû Ümeyye’yi (r.a.) Mescid-i Harâm’da bir farz namazı kılarken gördüm. Bu farz namazdan sonra (mescidin içerisinde) farklı farklı yerlerde namaz kıldı. Namazı bitirdiğinde, “Senin böyle yapmandaki hikmet nedir?” diye sordum. Dedi ki:

“Ben, Zilzâl Sûresi’ni okumuştum. Orada, ‘O gün (yer), bütün haberlerini anlatacaktır.’ (meâlindeki 4.) âyet-i kerîmeyi okuyunca istedim ki secde ettiğim yerler kıyamet günü bana şahit olsunlar. Onun için böyle yaptım.”



FAZİLET TAKVİMİ




12 Haziran 2021 Cumartesi

Evlilik




Râbiatül-Adeviyyenin kocası vefat etti. Hasan-ı Basrî (r.a.) ve arkadaşları yanına girmek için izin istedi, o da onlara izin verdi ve bir örtü perde çekti ve onun arkasına oturdu. Hasan-ı Basrî (r.h.) ve arkadaşları ona dediler ki:
-"Senin kocan vefat etti ve sana bir koca gereklidir." O da cevaben dedi ki:
-"Evet! Bu gereklidir. Fakat sizin en âliminiz kimse, onunla evleneceğim."

Onlar da içlerindeki âlimin Hasan-ı Basrî olduğunu söylediler. O da dedi ki:
-"Dört meselede bana cevap verirsen, ben seninim." Bunun üzerine Hasan-ı Basrî (r.h.):
-"Sor, Eğer Allahü Teâlâ muvaffak kılarsa, cevab veririm." dedi. Bunun üzerine Hz. Râbia dedi ki:
-"Şayet ben ölsem ve bu dünyadan çıksam, imân üzere mi ölürüm yoksa imansız olarak mı ölürüm? ne dersin?" 

Hasan:
-"Bu gayıbdır ki; bunu ancak Allahü Teâlâ bilir."

Râbia (r.a.) -"Sen ne dersin ki; ben kabire konulup Münker ve Nekîr melekleri gelip suâl sorduğunda ben bunlara cevap vermeye güç yetirebilir miyim, yoksa yetiremez miyim?"

Hasan:
-"Bu gaypdır ki; bunu ancak Allahü Teâlâ bilir."

Râbia dedi ki: "Kıyamet gününde insanlar haşır olduğu ve amel defterleri havada uçuştuğu zaman, benim amel defterim sağ tarafımdan mı, yoksa sol tarafımdan mı verilecek?"

Hasan (r.a.) dedi ki:
-"Bu gaybdır ki; bunu ancak Allahü Teâlâ bilir." 

-İnsanlara, bir gurub cennete, bir gurubta cehenneme girecektir, diye seslenildiği zamanda ben bu iki fırkadan hangisinden olacağım?"

Bunun üzerine Hasan (r.h.) "Bu gaybdır ki; bunu ancak Allahü Teâlâ bilir."

Râbia (r.h.) dedi ki, "Bu dört şeyin gamı kendisinde olan kimse evlilikle nasıl meşgul olabilir? 
Devamla dedi ki,
-"Ey Hasan! (r.h.) Bana haber verir misin; Allahü Teâlâ aklı kaç cüz olarak yarattı?"

Hasan'da (r.h.) dedi ki:
-"Akıl on cüzdür; (kısımdır) dokuzu erkekler içindir, bir tanesi de kadınlar içindir."

Sonra Râbia (r.h.) dedi ki:
-"Ey Hasan! (r.h.) Allahü Teâlâ şehveti kaç cüz olarak yaratmıştır?"

Hasan (r.h.):
-Şehvet on cüzdür ki; dokuzu kadınlar içindir, bir tanesi de erkekler içindir."

Râbia (r.h.) der ki:  -"Ey Hasan! Ben dokuz şehvetimi bir aklım ile muhafaza ediyorum da sen dokuz parça aklın ile bir parça olan şehvetini muhafaza etmeye güç yetiremiyorsun."

Bunun üzerine Hasan-ı Basrî (r.h.) ağladı ve onun yanından çıkıp gitti.



RÛHU'L BEYAN
İsmail Hakkı Bursevî (rh.)