20 Şubat 2019 Çarşamba

Laf


Tohum


" Birisinin kızdığı birine ok atması ona laf söylemesinden daha hafif bir tepki olur. Çünkü ok hedefini şaşırabilir ama dil şaşırmaz."


Süfyan es-Sevrî (r.h.)


18 Şubat 2019 Pazartesi

Hâtem el-Âsamm Ve Hocası Şakîk-i Belhi (R.H.)




Şakîk-i Belhi, Hâtem el-Asamm'a sordu:
—  Kaç senedir benim yanımdasın?

Hâtem:
—  Otuz üç senedir.

Şakik:
—  Bu müddet zarfında benden ne öğrendin?

Hâtem:
— Sekiz mes'ele öğrendim.

Şâkîk:
—  İnnâ li'llâhi ve innâ ileyhi râci'ûn! Ömrüm seninle geçtiği hâlde benden ancak sekiz mes'ele mi öğrenebildin?

Hâtem:
—  Evet hocam, ben yalan konuşmayı sevmem, ancak sekiz şey öğrenebildim.

Şakik:
—  Bu öğrendiğin sekiz şey nedir? Söyle dinleyelim.

Hâtem:
1  — Baktım ki, herkesin ayrı ayrı bir dostu var. Fakat bütün dostlar, nihayet mezar başından geri döndüğü için ben, hiç birine güvenmedim, ancak mezarımda da bana arkadaş, olacak iyi amelleri kendime dost seçtim.

Şakîk :
—  Çok güzel. İkincisini söyle bakalım.

Hâtem:
2  — Allahu Teâlâ'nın :
«Allah'ın azametinden korkup nefsini, arzu ve isteklerinden alıkoyanın varacağı yer Cennettir,»  (79 - Nâzi'at: 40,41) mealindeki âyet-i kerîmesini düşündüm, hak olduğunu bildim ve nefsimin behimî arzularını yenmeğe çalıştım ve bu suretle Allahu Teâlâ'ya itaate devam ettim.

3  — Baktım ki, herkes elindeki kıymetli sermâyesini koruyor, kasalarda saklıyor, kaybolmaması için her çâreye baş vuruyor. Halbuki Allahu Teala'nın:
«Sizin elinizde olan her şey tükenecek, ancak Allah katında olan bakîdir.» âyet-i celîlesini düşündüm ve ben de kaybolmaması için kıymetli kabul ettiğim bütün varlığımı Allah'a emânet ettim; O'nun rızası uğrunda harcadım.

4  — Baktım ki, insanların her biri mal, haseb, şeref ve neseb aramaktadır. Anladım ki bunlar bir şey değil. Allahu Teâlâ'nın:
«Allah katında en keremliniz, en çok muttaki olanınızdır.» (49 -Hucûrât: 13) âyet-i celîlesine baktım da, Allah katında kerim olmak için malı, mansabı değil, takvayı seçtim.

5  — Baktım ki, insanlar mütemadiyen birbirine saldırıyor, yekdiğerini tel'in edip duruyorlar. Sebebini, hased denilen çekememezlikte buldum; sonra Allahu Teâlâ'nın:
«Biz, onların dünyâ hayatındaki geçimlerini taksim ettik.» âyet-i celîlesini düşündüm ve anladım ki bu taksimat, Allahu Teâlâ'nın taksimidir, bunda kimsenin te'sîri yoktur. Ben de Allah'ın taksimine razı oldum, hased hastalığını attım ve kimseye düşmanlık etmedim.

6 — İnsanların birbirine düşman olup birbirlerini öldürdüklerini gördüm. Allahu Teâlâ'nın:
«Asıl düşmanınız şeytandır. Onu düşman tanıyın.» âyet-i celîlesini düşündüm ve asıl düşmanın Şeytân  olduğunu anlayınca, yalnız onu düşman tanıdım ve başka kimseye adavette bulunmadım.

7 — Baktım ki, İnsanlar şu bir lokma ekmek için helâl - haram demeden her türlü zillete katlanıyorlar. Allahu Teâlâ'nın:
«Bütün yaratıkların rızkı Allah üzerinedir.» (11-Hûd: 6) âyet-i kerimesini düşündüm. Benim de bu canlı varlıklardan biri olmam hasebiyle, rızkıma Allahu Teâlâ'nın kefil olduğunu anladım; isteklerime bakmadan, Allahu Teâlâ'nın bende olan hakkı ile meşgul oldum.

8 — Baktım ki, insanlardan bir kısmı servetine, ticâretine; bir kısmı sıhhatine olmak üzere, kendileri gibi bir yaratığa tevekkül etmekte [güvenmekte] ve ona bel bağlamaktadır. Allahu Teâlâ'nın:
«Allah'a tevekkül edene [güvenene] Allah yeter.» (65 - Talâk ; 3) mealindeki âyet-i celîlesini düşündüm ve ben de (fâni olan başka şeylere değil) ancak Hazret-i Allah'a tevekkül ettim ve O'na bağlandım. O da bana yeter. İşte senden öğrendiklerim bunlardır, dedi.

Bunun üzerine Şakîk :
— Hâtem, Allah seni muvaffak etsin; doğrusu ben, Tevrat, İncil, Zebur ve Kur'ân-ı Azimi tedkîk ettim, bütün dîni işleri ve hayır çeşitlerini şu sekiz mes'ele üzerinde devreder gördüm, şu sekiz esâsa riâyet eden, dört kitâb'ın hükmüyle amel etmiş olur, dedi.



İHYA-U ULÛMİDDÎN (İlim Kitabı)
İmam Gazâli


15 Şubat 2019 Cuma

Cezanın Sebebi




Hikâye olunduğuna göre, Buhârâ şehrinde saka (sucu) bir adam vardı. Otuz sene müddetle bir kuyumcunun evine su götürdü. Bu kuyumcunun sâliha ve son derece güzel ve alımlı bir hanımı vardı. Bir gün saka, her zamanki âdeti üzerine onların evine su getirdi. 0 kadının elinden tuttu ve elini sıktı. Kocası çarşıdan geldiğinde; kadın ona:
-"Sen bu gün, Allâhü Teâlâ hazretlerinin rızâsının dışında ne yaptın?" diye sordu.

Adam:
-"Hiçbir şey yapmadım!" dedi. Kadın ısrar etti.

Adam:
-"Bu gün dükkânıma bir kadın girdi. Yanımda bazı bilezikler vardı. Kadın onları koluna taktı. Onun elinin beyazlığı çok hoşuma gitti. Bende onun elini sıktım!" dedi.

Bunun üzerine kadın:
"Allâhü ekber" işte senin bu günahın, sucunun bugünkü hıyanetinin hikmetidir!" dedi. Bunun üzerine kuyumcu, o kadını buldu. Ve ona;
-"Ey hanımefendi! Yaptığım günahtan pişman oldum! Lütfen bana hakkını helal et!" dedi.

Ertesi gün olduğunda sucu geldi. Tevbe etti ve:
-"Ey ev sahibesi! Bana hakkını helal et! Gerçekten şeytan beni sapıttı!" dedi.

O saliha kadın da ona:
-"Yürü git! Hata, dükkandaki o şeyhten oldu (senden değil)... Allâhü Teâlâ hazretleri de dünyada ona kısas yaptı!" dedi.

Ve bunun misâlleri, Allâhü Teâlâ hazretlerinin adaletidir. Bundan dolayı kullar, adalet üzere olsunlar; hususiyetle de hâkimler ve sultanlar (idareciler)... Çünkü adalet dünyada ve âhırette fayda verir...


RÛHU'L BEYAN
İsmail Hakkı Bursevî